John Mueller ve Cyrus Shepard – SEO’da Sıralama İpuçları – Röportaj

CYRUS SHEPARD: Herkese merhabalar. Moz’un bu seferki ateş başı sohbetine hepiniz hoş geldiniz. Burada gerçekten de bir şöminemiz var. Ben Cyrus Shepard ve bugün, Google’dan Web Yöneticileri Trend Analisti olan John Mueller’ın bizzat kendisi ile sıralama faktörleri hakkında konuşacağız. Kendisini uzun zamandır takip ediyorum. Bugün bizimle konuşmayı kabul ettiği için oldukça mutluyuz. John, hoş geldin.

JOHN MUELLER: Selam Cyrus. Burada olmak çok güzel.

CYRUS SHEPARD: Kesinlikle. Aslında daha önce hiç yüz yüze konuşmamıştık. Ötekileri saymazsak bu seninle ilk online konuşmamız. Bazen anlaşmazlıklar yaşayabiliyoruz fakat sen her zaman bana ve SEO camiasındaki herkese çok yardımcı oldun. Bu yüzden, seninle tanışmak benim için bir zevk.

JOHN MUELLER: Teşekkür ederim. Evet, bu tarz şeyleri şu an değil de, gelecekte yüz yüze yapabilecek olmamız ne yazık.

CYRUS SHEPARD: Katılıyorum, ben de öyle yapmayı çok özledim, ancak şu an bu sohbeti yapıp dünyanın geri kalanıyla paylaşabildiğimiz için mutluyum. Peki, sen İsviçre’desin, değil mi?

JOHN MUELLER: Evet.

CYRUS SHEPARD: Peki, bugünkü sohbetin konusu genelde SEO uzmanları gibi sürekli konuştuğumuz kişilere yönelik değil de daha çok, SEO ile uğraşmak isteyen, ancak bu alanda uzman olmayan milyonlarca işletme sahibine yönelik diyebiliriz. Ve buna istinaden bu işletme sahipleri, daha senin veya benim kim olduğumuzu bile bilmiyor olabilirler. Bu yüzden, sormak istediğim soru bu kişilere garip gelecektir. Sanırım sen kendini ünlü biri olarak görmüyorsun, fakat SEO camiasında, herkes seni tanıyor. Her zaman merak etmişimdir, markete ya da bir restorana gittiğinde insanlar seni tanıyor mu?

JOHN MUELLER: Hayır, başıma hiç gelmedi.

CYRUS SHEPARD: Hiç mi gelmiyor?

JOHN MUELLER: Hiç, aslında başıma gelen en garip şey.. yani aslında başıma iki garip şey geldi. Bir yanda, oldukça geniş bir ailem var. Annemler, sanırım dokuz kardeşti ve akrabalarımızdan biri de aslında bir SEO uzmanı. Neyse, konferansın birinde, bana doğru yaklaştı ve “Ah, Selam John, seni burada görmek ne güzel” dedi. O sıra ben, baya garip diye şaşırmıştım. Bu başıma gelen garip şeylerden ilkiydi. Ötekisi ise komşumuzun gelip eşime “Eşini Youtube’da gördüm, Google’daki adam değil mi?” diye sormasıydı. Yani bu da biraz garipti. Ama yani, bilemiyorum. Aslında oldukça ilginç ama özel bir konumdayım. Yani demem o ki, bu durumla ilgili bir sorunum yok. Bilirsin ya, tanınmaya ihtiyacım yok.

CYRUS SHEPARD: İnsanların Google ile alakalı şeylerde yardıma ihtiyacı olduğunda, gelecekleri kişi sensin. O zaman, haydi varsaydığımız senaryoyla alakalı sorulara geçelim. Sorum farazi bir soru olacak ve aslında bu soruyla oldukça gurur duyuyorum çünkü bu soruyu yazarken oldukça eğlendim. Diyelim ki sen, İsviçre’deki klasik bir Cuma kokteylindesin ki eminim ki genelde böyle kokteyllere katılıyorsundur. Neil deGrasse Tyson’dan tut Meryl Streep’e kadar herkes de orada. Sonrasında ise insanlar senin Google’a çalıştığını öğreniyor ve inanılmaz şaşırıyorlar. Sonra, Tom Hanks sana doğru geliyor ve “Google’a çalıştığını duydum, sitemi daha üst sıralara taşımam lazım” diyor. Tüm odaya ölüm sessizliği çöküyor ve üzerinde bir baskı hissetmeye başlıyorsun. Sonra tekrar soruyor, “Sitemi nasıl üst sıralara taşırım, John?”.

JOHN MUELLER: Anladım, yani ben.. Sanırım soruyu pek anlamadım. Yani bu aslında tüm olayı bir nevi yapmacık yapıyor. Genelde bana sorulan şey, “Ee, Google’da neler yapıyorsun?” olur ve ben de onlara tonla e-posta yazdığımı ve aslında Twitter’da takıldığımı anlatmaya başlarım. Onlar da “İyi de niye?” diye şaşırırlar. Her neyse, soruya geri dönelim. Sanırım, özellikle SEO uzmanı olmayan kişilere önerdiğim şeyler genellikle temelde üç şey olur. İlk olarak, öne çıkabilecekleri ve alışılmışların arasında kaybolmayacakları, diğerleriyle aynı düzeyde olabilmek için yıllarca çalışmalarının gerekmediği, kendi tecrübe ve bilgilerini öne çıkarıp bunun üzerine koyabilecekleri, gerçekten bilgi sahibi oldukları bir konu bulmaları olur. Evet, sanırım ilk ve en önemli şey budur çünkü eğer üzerine koyacak özgün bir konunuz yoksa, ne yaparsanız yapın bu iş yürümez. İkinci olarak ise hedef kitlenizin kim olduğunu belirlemek ve onların dilinden konuşmaktır. Yani, konunuzla ilgili her şeyi biliyorsunuz, şimdi de konunuzu, hedef kitlenizin anlayacağı ve hatta, konu hakkında araştırma yapabilecekleri bir şekilde ortaya koyacaksınız. Demem o ki, eğer Noel ağaçları satmak istiyorsanız, sitenizde “Noel Ağacı” kelimesinden bahsettiğinizden emin olun çünkü bu tam olarak insanların aradığı şey. İnsanlar gelip de oturma odalarına koyabilecekleri yeşil yapraklı ağacıydı, çalısıydı gibi şeyleri aramıyorlar. O sırada Noel ağacını arıyorlar. Bu yüzden anlaşılır olun. Çekinmeyin. Ve üçüncüsü ise, dijital pazarlamada genelde SEO uzmanlığının devreye girdiği kısımdır. Yaptığınız şeyden utanmayın. Eğer muhteşem bir şey yapmak için o kadar ter döktüyseniz, bunu kendinize saklayıp birinin günün birinde tesadüfen bulmasını ve işinizi o zaman duyurmayı beklemeyin. Gerçekten, bulduğunuz ve yaptığınız şeyleri alın, bunları hedef kitleniz ile buluşturun ve ilk adımın yanı sıra yaptığınız şeyi böyle tanıtın ve zaman geçtikçe, arama motorları da birçok insanın o esnada aradığı şeyin sizde olduğunu ve o şeyi de başka insanlara tavsiye ettiklerini ve size daha çok odaklanmaları gerektiğini fark edecektir. Yani arama motorlarının içeriğinizi keşfetmesini beklemek yerine, o içeriği sitenizden alıp insanlarla buluşturun.

CYRUS SHEPARD: Evet, çünkü arama motorları aslında internette neler olup bittiğine bakıyor ve bu tarz bir eşleşme olduğunda fark edeceklerdir.

JOHN MUELLER: Evet, evet. Ayrıca bence, arama motorları bir yandan bu tarz bir eşleşmeyi anlamayı denerken, iyi bir web siteniz olup olmadığını da anlamaya çalışacaktır ama e haydi, şu rasgele IP adresini deneyeyim, burada nasıl bir web site varmış göreyim ve içeriği beğenip beğenmeyeceğime bakayım, sonra da milyonlarca insana gösteririm tarzında hareket etmeyecektir. Arama motorlarına bu konuda yardımcı olmanız gerekiyor. Ve bu şekilde başlamalarını sağlamanız da. Yani tıpkı bunu normal bir işletmede bile yapacağınız şekilde yapmalısınız; özel bir şeyler sunacağınız bir fikirle ortaya çıkıp, müşterileriniz ve potansiyel müşterilerinizde işe yarayacak teklifler oluşturup sonrasında hep ilk önce sizden haber almayı isteyecekleri bir şekilde sunmak gibi.

CYRUS SHEPARD: O halde, haydi içeriğin gidişatına odaklanalım çünkü bu, bence sadece bu mecrada yeni kişiler için değil, aynı zamanda bu mecrada uzman olan kişiler için de oldukça büyük bir problem çünkü her zaman insanlara iyi bir içerik oluşturmalarını ve içeriklerinin kullanıcıları ile alakalı olması gerektiğini söylüyoruz ve onlar da bize zaten öyle yaptıklarını söylüyorlar. Belki gerçekten öyledir, belki de değildir. Bence, içeriğinin gerçekten iyi olup olmadığını bilmeleri kim için olursa olsun inanılmaz zor bir sorun. O zaman, insanlara ne deme- İnsanlar içeriklerinin gerçekten iyi olup olmadığını nasıl bilebilir?

JOHN MUELLER: Evet, bu soruyu ben de sıkça duyuyorum, tıpkı senin de söylediğin gibi, insanlara iyi bir site yapmaları gerektiğini ve her şeyin rayına oturacağını söylüyoruz. Ve iyi bir içeriğinizin olup olmadığını anlamak gerçekten oldukça zor ki bence birçok SEO uzmanına, içeriklerinin kalitesini verecek bir ölçüt veya araç bulmaları için cezbedici kısım da bu, ki böylece içeriğinizin üzerince ince oynamalar yapıp skorunuza bakabilesiniz. Fakat içerikte işler nadiren böyle yürüyor. Yani fark ettiğim şey, özellikle tonlarca içeriğimiz varmışçasına içeriğimiz üzerinde çalışırken yapmamız gereken şey, gidip kullanıcılara yönelik çalışmalar yapmak. Yani, gidip sitenizle alakası olmayan ve az da olsa konunuzla ilgisi olan kişileri bulun ve onlara kendi sitenizde ve başkalarının sitesinde yapacakları birtakım görevler verin. Sonrasında ise onlara, gerçekten cevabını duymak istemediğiniz zor soruları sorun çünkü aslında içten içe biliyorsunuz ki bu kişiler, kesinlikle şikayet edecek bir şeyler bulacaklardır. Aslında asıl odaklanmanız gereken şey bu çünkü bu sayede gerçekten hedef kitleme mi hitap ediyorum, burada bir uyumsuzluk mu var, insanlar içeriğimin gerçekten iyi olduğunu düşünüyor fakat siteme güvenmiyor mu? Gibi sorulara dair dürüst ve net bir geri bildirim alıyorsunuz ve bu sayede bu tür sorular, tek tek yerine oturuyor ve kullanıcılara yönelik çalışmalarla tüm bunlar, herhangi bir araçtan veya analitikten alacağınız ölçütlere kıyasla daha bariz bir hale geliyor. Yani bence, SEO araçlarının birçoğu içeriğinize dair nerelerde çalışmanız gerektiğini anlamanıza gerçekten yardımcı olabilecek yararlı işlevselliklere sahip fakat bunları gerçekten yorumlamanız gerekiyor. Ve yorumlamak, içeriğinizi bizzat kendiniz tasarladığınız, sizin resmen bebeğiniz olduğu ve tabii ki de, size göre muhteşem olduğu için bazen gerçekten de zor oluyor. Bunu göz önünde bulundurursak, bahsettiğimiz türde bir dış gözün geri bildirimini alırsanız, içeriğiniz hakkında biraz daha objektif olmanız çok daha kolaylaşır.

CYRUS SHEPARD: Kullanıcı geri bildirimi fikrini gerçekten beğeniyorum. Bana gelen bir arkadaşım var ve kendisi, motosikletleri havaya kaldıran motor kaldıraç makinelerinden satıyor ve her zaman, neden daha üst sıralara tırmanamadığını merak ediyor. Gayet iyi ürünler satıyor. Ama bence eğer gidip kendisinden, başka birinin sitesini kullanırken ve motosiklet kaldıraçlarından satın alırken gözlemlemesini istersem, bu onu rakiplerinin neden düşündüğünden de başarılı olduğuna dair fikir sahibi yapacaktır. Yani şu zor soruyu cevaplamanı istesem.. ki seni cevap vermeye zorlamak istemiyorum, ama diyelim ki kullanıcılar sitemi kullanıyor, ben sitemin gerçekten iyi olduğunu düşünüyorum ve motosiklet kaldıraçları konusunda gerçekten üst sıralara tırmanmam gerektiğini düşünüyorum. Google içeriğimin iyi olup olmadığını nasıl anlıyor? Yani, kullanıcılara yönelik konuşuyoruz fakat bu açıdan, Google bana nasıl bakıyor?

JOHN MUELLER: Evet, sanırım bu gerçekten çok zor bir soru. Bu aslında içeriğin kullanıcıyla alakalı olup olmadığını anlamaya yarayan birtakım garip algoritmaların olduğu bir şey. Ve bu şeyler, biz içeriği ve içeriğin bağlamını, yani sayfaya nasıl yerleştirildiğini ve insanların bunlara nasıl bağlandığını daha iyi anlamaya çalışırken, zaman içinde değişikliğe uğruyor. Yani linkler aslında tabii ki baktığımız şeyler ama baktığımız tek şey değil. Yine de bütün bunları anlamamıza az da olsa yardımcı oluyorlar. Ayrıca, site içerisinde insanların içeriğinize nasıl başvurduğunu, yani siteniz için gerçekten önemli olduğunu söylediğiniz bir şeye mi, yoksa site içerisinde bulmak için araştırmanın gerçekten gerekli olduğu şeylere mi baktıklarını gösteriyor. Ayrıca bununla birlikte, içeriği daha iyi anlamak için bütün bu makine öğrenimi, yapay zeka türü şeylerin hepsi burada yerine oturuyor. Fakat tüm bunlar, bazen çok karmaşık bir hale geliyor ve bu şeyler zamanla değişiyor. Mesela arama sonuçlarına baktığınızda bu durum, bir içeriğin iyi olmasının, kullanıcılarla alakalı olacağı anlamına gelmiyor. Ki bence içeriğin iyi hazırlanmış olduğunu göz önünde bulundurursak, bu site sahipleri için ayrıca zor olabiliyor. Yani, Search Console’da bunu size gösterebileceğimiz herhangi bir ölçütümüz yok. Bu yüzden, bunları aslında göremezsiniz ama geçtiğimiz birkaç yıl içinde, dedik ki bu aslında gerçekten iyi. İnsanlara bunu göstermemiz gerek. Ve sonrasında ise bir noktada, algoritma yeniden değişiyor. Biz de diyoruz ki, neyse, fikrimizi değiştirdik, bunlar artık önemli değil. Fakat bu içeriğin önemsizleştiği anlamına gelmiyor, biz sadece kullanıcıyla alakalı olma durumunun biraz daha değiştiğini düşünüyoruz ve bu değişikliğin bir kısmı, kullanıcıların zaman içerisinde farklı şeyler beklemesi gibi dışa bağlı faktörlerden kaynaklanıyor. Bizim de bu beklentileri de algoritmalarımıza yansıtmamız gerekiyor.

CYRUS SHEPARD: Evet, ve bu da bence senin önceden parmak bastığın, özgün bir konu seçme noktasına bağlanıyor. Bahsettiğim arkadaşım motosiklet kaldıraçlarıyla, bilirsin, tüm dünyaya karşı bir rekabet içerisinde. Ve belki daha özgün bir konu bulmuş olsaydı, Harley-Davidson’lar için motosiklet kaldıraçları veya onun gibi bir şey.. Pekala, Google’ın içeriğini bulabiliyor olması ve bunun için çok detaylı bir araştırma yapmasına gerek olmadığına dair bir konuya değindin. Sanırım bu kısım; SEO, arama ve tarama araçlarının yardımının dokunabileceği kısım. Peki senin, Google’ın içeriğimi okuyabilmesini sağlayabilmem için önerin, önerebileceğin en iyi yol nedir?

JOHN MUELLER: İçeriği okuyabilmesi için.. Sanırım bu Google’ın içeriğini ne düzeyde okumasını istediğine bağlı. Eğer söz konusu olan şey Google’ın içeriğine sadece erişebilmesi ise, mobil uyumluluk testi gibi bir şey kullanmak oldukça kolay. Sadece bir URL girmeniz gerekli, ki kendi sitenizin olmasına bile gerek yok. Ve size uyumlu olup olmadığını söyleyecektir. Bu, Google sistemlerinin okumasının devamını getirdiği kısım aslında. Bu, yapması en kolay yoldur. Ve sitenizin içinde nerede ne gösteriliyor gibi daha karmaşık faktörlere gelirsek, bunu anlamanıza yardımcı olabilecek basit bir şeyimiz var mı gerçekten bilmiyorum. Yani, .log (günlük) dosyası analizlerine bakabilir ve sitenizin ne sıklıkla tarandığı gibi şeyleri görebilirsiniz fakat bu aşırı uğraştırıcı ve bazen günlük dosyalarına ulaşmak bile oldukça karmaşık oluyor.

CYRUS SHEPARD: Doğru. Bu durumda Moz’u kullanabilirim fakat bariz bir şekilde reklamını yapmayacağım.

JOHN MUELLER: Ah sorun değil- Bence gerçekten iyi araçlar yapıyorsunuz, ve aslında bu.. piyasada birçok SEO aracı var ve bir yandan her şeyi doğrudan Google veya Google araçları ile yapabiliyor olduğunuzu söylemek çok cezbediciyken, öte yandan da başka araçları kullanarak zamandan tasarruf edebiliyorsanız.. yani kısıtlı bir zamanınız var ve hangi araçları kullanacağınızı ve o araçların neye yaradığını bilmek, sitenizin asıl önceliklerine odaklanmanız için her şeyi çok daha fazla kolaylaştırabilir.

CYRUS SHEPARD: Pekala, yani yaygın sorun şu ki- Büyük bir sitem var, bir sürü de ürün satıyorum. Hatta, milyonlarca sayfam var ve Google bu milyonlarca sayfayı sıralamalı fakat sayfalarım sonuçlarda gözükmüyor bile. Google neden bu sayfaları indekslemiyor?

JOHN MUELLER: Sanırım çözmeye çalışacağım ilk ayrım, sayfalarımın indekslenip indekslenmediği olurdu. Çünkü sayfalar bazen indekslenmiş oluyor fakat siteye bir trafik gelmiyor ve bu, diyelim ki içerik çok arama alan bir içerik değilse oldukça normal.  Ortadaki tek veya asıl durumsa, zaten çok fazla trafik almasına gerek yok. Öte yandan, siteniz hiç indekslenmemişse o zaman, peki Google neden bu içeriği indekslemiyor, Google’ın bu içeriği indekslemesini kolaylaştırmam mı gerekiyor, yoksa bu içeriği siteme atmadan evvel bir kez daha mı düşünmeliyim diye düşünebileceğiniz bir durum bu. Bu da bence dönüp dolaşıp, içeriğimi mi geliştirmeliyim, site içi linklerimi mi geliştirmeliyim yoksa içeriğimi mi budamalıyım konularına geliyor ve bence bu asla çözüme kavuşturulmayacak bir tartışma. Öyle yani.

CYRUS SHEPARD: Evet, bu bizim Moz’da bile zorluk çektiğimiz bir konu. Geçtiğimiz 12 yıl boyunca 60.000 soruyu ve cevabı barındıran bir Soru-Cevap bölümümüz var ve Google, bu soruları zamanla indeksinden çıkarıyor ve aynı sorular bizim de aklımızda dönüp dolaşıyor. Yani, sitelerin oluşturulduğu bazı durumlarda ki daha önce böyle sitelerle çok çalıştım, aklınıza gelebilecek milyonlarca URL… bazen içerikleri budamanın, salmanın ve 404 hata kodu diye adlandırdığımız kodla barınmalarının ya da onun gibi bir şeyin daha iyi olduğunu mu söylüyorsunuz?

JOHN MUELLER: Pekala, bence.. Bunu arama kalitesi ekibimiz ile biz de görüştük ve onların bakış açısı genellikle, eğer site sahipleri o sayfanın işe yarar olduğunu düşünüyorsa, sayfalarının kalitesini arttırmaları gerektiği yönündeydi. Bizim tarafımızdan daha pratik bir şekilde bakacak olursak, kısıtlı bir zamana sahipsiniz. Eminim ki gidip belki de 10 yıl öncesinde girilmiş 60.000 soruyu geliştirebilirsiniz. Bilemiyorum, belki de biraz değer katabilirsiniz. Fakat öte yandan, belki de biraz daha çaba sarf ettiğiniz takdirde milyonlarca yeni kullanıcı çekebileceğini bildiğiniz daha yeni veya daha önemli şeylere odaklanarak, vaktinizi daha iyi bir şekilde harcayabilirsiniz. Yani bu da neye odaklanmak istediğinizi dengelemenizden geçen bir şey. Aramada görüntülenme gibi şeylere bakıp, yılda 10’dan az görüntülenme alan herhangi bir şeyi kestirip atacaklarını söyleyen gerçekten büyük web siteler gördüm ve eğer gerçekten içeriğin tamamını gözden geçirecek vaktiniz yoksa, belki de 10’a kadar sayma stratejisi, bunu şu an uydurdum lütfen bundan alıntı yapmayın, mantıklı bir stratejidir. Bu aslında bazı sitelerin yaptığı bir şey ki bence bu, eğer geri gidip içeriğin tamamını gözden geçiremeyecekseniz, gerçekten mantıklı bir şey ve bazı siteler ise bunu, bahsi geçen içeriği indeksletmeyecekleri, içeriğin teknik olarak web sitede sadece bulunacağı şekilde yapıyorlar. Siteye girerseniz, o içeriği yine de bulabileceksiniz. Bahsettiğimiz şey sadece arama motorları için, endişelenmenize gerek yok ki bu da kesinlikle bir seçenek.

CYRUS SHEPARD: Pekala, konumuzu linkler hakkında konuşmak için birkaç saniyeliğine değiştiriyorum. Sitenizi tanıtma fikrinden ve sitenin zamanında biraz popülerliğinin olduğuna dair bir sinyal niteliğinde olduğundan ötürü linklerin Google için önemli olduğuna değinmiştin. Bence linklerin önemli olduğu ancak belli başlı linklerin de onlara zarar verebileceği, yeni web yöneticileri ve web site sahiplerine açıklaması en zor şeylerden biri ki sık sık bu tarz linklerden manipülatif linkler olarak bahsettiğini duydum, senin yapılmaması gereken, manipülatif link tanımın nedir?

JOHN MUELLER: Bence bu çok karmaşık. Bizler iç taraflarda, yani iç taraflarda, en azından web yöneticisi iletişim kısmında, linkler hakkında çok konuşmayı bıraktık. Çünkü fark ettik ki linkler hakkında konuştuğumuz her seferinde insanlar hemen, “Ah, linkler çok önemli o yüzden gidip milyonlarca link yapacağım, bu sayede linkler benim için gerçekten önemli olacak” diye başlıyor ki bu da bizim tamamen sakınmaya çalıştığımız şey. Bu yüzden o kısımda linkler hakkında konuşmayı rafa kaldırdık. Fakat öte yandan, özellikle site yeniyse, o web sitesine birkaç referans bulmak bizim için oldukça önemlidir. Bu yüzden, özellikte ortadaki site veya işletme yeni ise baştan söylerim ki gidip sitenizi kaydettirebileceğiniz işletme dizinlerini ve mention’ınızı ekleyebileceğiniz yerel işletmeleri bulmanız harcadığınız zamana değecektir. Belirli bir noktadan sonra, öyle ya da böyle salacaksınız ve sistem kendi kendine çalışacaktır. Manipülatif linklere gelecek olursak, bu sorunla genelde birilerinin çıkıp “Ah, birkaç link iyi olur, milyonlarca link alacağım” dediği çok büyük bir ölçüde örüntü olduğunda karşılaşıyoruz. Sonrasındaysa bakıyoruz ve görüyoruz ki, eh, bu siteye link inşa eden milyonlarca insan var fakat aslında bu inşa edenlerin hepsi web yöneticileri veya SEO uzmanı. Bu da bizim için problem yaratıyor. Oysaki, eğer sadece bir elin parmaklarını geçmeyecek kişinin siteye link inşa ettiğini veya link inşalarını web sitesini keşfetmek için kullandığını söylersek, bu tamamen normal olur.

CYRUS SHEPARD: Pekala.

JOHN MUELLER: Bununla gerçekten büyük bir ölçüdeki örüntüyle karşılaşırsak bu bizim için sorun teşkil edecektir.

CYRUS SHEPARD: Anladım, insanların birçoğu buna endişelenmeyecektir ancak yine de Google’ın linkin art niyetli olduğunu düşünmesi durumunda o linki görmezden gelmesi gibi bir olasılık var.

JOHN MUELLER: Evet, sanırım bu yaptığımız birçok web spam’ini düşünürsek mutlu olduğum değişikliklerden biri ki bunların sorun teşkil ettiğini fark edebiliyorsak, bunları sitenin aleyhine tek tek saymak yerine yok sayabilmeliyiz. Çünkü bunları sitenin aleyhine saydığınız an insanlar “İyi de bu benim kontrolümün dışında, belki de rakibim bunu yapıyor ve siteme zarar veriyor” diyeceklerdir. Oysaki bunları sadece görmezden gelebilirsek, en kötü durumda bile, etkilenmeyeceklerdir. Biz de benzer bir şeyi yapıyoruz. Mesela eğer bir sitenin kullandığı hidden text’i (gizli metin) manipülatif bir şekilde kullandığını anlıyorsak, bunu sadece görmezden gelmeyi deniyoruz. Öteki insanlar buna bakıp “Web Yöneticisi Yönergelerinize aykırı bir işte bulunuyorsunuz, bunların aramadan kaldırmanız gerek” diyebilirler. Fakat kendi tarafımızdan baktığımda bu, eğer yanıltıcı teşebbüsleri fark edebiliyor ve sadece görmezden gelebiliyorsak, etkisini zaten nötrledik demektir ve bu tamamen normal. İnsanlar genellikle nasıl mükemmel bir web site yapacağını bilmiyor. Bence Google’ın bile web sitelerine, ya da özellikle Google’ın web sitelerine baktığınızda türlü türlü hatalı ve yanlış şeyler göreceksiniz ve biz de bu kusurlu olan web ile uğraşmak zorundayız.

CYRUS SHEPARD: Gayet iyi bir noktaya değindin. Sana bir soru sorayım. Sürekli arkadaşımın motosiklet kaldıraç sitesine dönüp duruyorum. Kendisinin benim için hazırladığı tonlarca SEO sorusu var. Umarım bu videoyu izlemiyordur. Bana “Cyrus, rakiplerim benden daha üst sıralara çıkıyor ve onlarla tamamen aynı içeriğe sahibim. Tamamen aynı içeriğimiz varken ve birebir aynı ürünü satıyorken sıralamada neden benim üzerimdeler ve bununla ilgili ne yapabilirim?” gibi bir şey diyecektir.

JOHN MUELLER: Bence bu her zaman karmaşık bir konu çünkü konu sıralamaya gelince, çeşitli faktörlere bakıyoruz. Yani, sattıkları ürünlerin birebir aynı olduğunu düşünürsek, o zaman benzer sıralama ölçütüne sahip olacaklardır ve bizim birini, ötekinden daha üstte göstermemiz gerek. İkisini de yan yana koyup gösteremeyiz. O yüzden, bu her zaman biraz karmaşık bir konu. Bence bu konu asıl olarak, rakipleriniz içeriğinizi kopyaladığı zaman ortaya çıkıyor ve bu aslında telif hakkı konusuna giriyor. Kendi tarafımızdan bakınca, size çok fazla tavsiyede bulunamam çünkü yasal olarak bunu yapmak için yasal metelikte değiliz fakat bazen Dijital Binyıl Telif Hakkı Yasası süreci, bu tarz bir şeyle başa çıkmanın doğru yoludur.  “Eh, bakın, bu benim içeriğim, benden başka kimse bunu kullanamaz, içeriği kaldırmalılar veya Google bu içeriği aramada göstermemeli çünkü içerik bana ait vs.” ve bildiğim kadarıyla bu süreç oldukça anlaşılır ve iyi belgelenmiş bir süreçtir. Bu tarz şeylerle birlikte ortaya çıkan diğer bir olay ise, “Diğer site sıralamada benimkinin üstüne çıkıyor ve bazı şeyleri de yanlış yapıyor” dedikleri ve bizim de bu durumu alıp, arama kalitesi ekibine iletip “Bu siteler birbirinin neredeyse aynı, bakın bu site bunu yanlış yapıyor, hemen öteki siteyi üste çıkarmalıyız” dememizi bekledikleri durumlar. Genel olarak, arama kalite ekibi bu tarz şikayetlere bir şey yapmayacaktır. Çünkü diyecekleri şey, eğer bunlar özünde aynı siteyse, o zaman kullanıcılar için hangi sitenin daha üstte yer alacağının bir önemi yoktur. Yani onlara gidip ikinci sıradaki veya onuncu sıradaki sitenin bariz bir şekilde daha iyi olduğunu ve kötü olan siteyi daha üstte göstermesinin sistemimizdeki bir hata olacağını söylemediğimiz sürece diyecekleri şey, yapılacak pek bir şey olmadığı olacaktır. Birkaç saatimizi veya günümüzü, bunu değiştirmek için algoritmalarımızla oynayarak geçirebiliriz. Fakat aynı zamanda bu siteler yılda, bilmiyorum, 50 veya 100 kişi tarafından görüntülenebilir. Bu yüzden çok da etkili olmaz.

CYRUS SHEPARD: Pekala John, işte sürekli aldığımız bir soru. Biz bir imalatçı veya ürün üreticisiyiz. Ürünümüz birkaç distribütör arasında dağıtıldı veya sen de kendin bir distribütörsün ve aynı ürünü satıyorsun. Bu ayakkabı da olsa, motosiklet kaldıracı da olsa, herkeste aynı ürün açıklaması var. Yani ben bir web site sahibiysem, eşsiz bir ürün açıklamasına sahip olmak benim için ne kadar önemli?

JOHN MUELLER: Bu sanırım sizin hedef kitlenize bağlı. Ah, Tanrım. Bağlı. Üzgünüm, bunu kullanmamayı deniyorum. Ama cidden, bu içeriğinizi kimin aradığına ve ne aradıklarına bakmanızın gerektiği bir durum. Örneğin, eğer yerel bir işletmeyseniz ve ülkenin öteki ucundaki diğer yerel işletmeler de sizdeki ürünün tıpatıp aynısına, aynı açıklama ile sahipse, o zaman bunun bir önemi yok. İnsanlar yerel bir şey aradıklarında, zaten o içerik için sizin işletmenizi bulacaklar. Bu iki versiyonu da zaten indeksledik. Yerel olduğu için sizin sitenizin çok daha alakalı olduğunun farkındayız. Bu yüzden kimin umurunda?

CYRUS SHEPARD: Yani koşullara bağlı olarak, kopya içerik her zaman kötü bir şey değil, öyle mi?

JOHN MUELLER: Evet, kesinlikle öyle. Yani böyle bir durumda kopya içerikte olacak şey, iki siteyi de indeksliyoruz ve biliyoruz ki bu metin parçası iki sitede de aynı. Birisi ise o belirli metin parçasını aradığında, bu işin içine giren öteki koşullara da bakıyor ve bu defa, onlara göstermek için aradıkları şeye en uygun versiyonu bulmayı deniyoruz. Yani eğer yerel bir şey bulmayı deniyorlarsa ve bu içeriklerden biri yerel versiyon ise, o zaman bu kusursuz bir eşleşme demektir. Olay asıl sitelerin her birinin özellikle küresel olduğu ve aynı hedef kitleye hitap ettiği zaman karmaşıklaşıyor çünkü sistemlerimizde anlıyoruz ki aranılan metin parçası tamamen aynı ve yapılan arama o metin parçası ile birebir eşleşiyor, o halde sitelerden sadece birini gösterecek, ötekisini ise göstermeyeceğiz. Yani, eğer sitelerin ikisi de aynı hedef kitleye hitap ediyor ve bu durumda sitelerden hangisinin daha alakalı olduğunu anlayamıyorsak ya sizinkini gösteriyoruz, ya da rakibinizinkini. Bu durumda da, sizin özgün bir içerik açıklamanızın olduğundan emin oluyoruz. Bu kesinlikle büyük bir fark yaratan bir şey. Ayrıca ürün açıklamalarının yanındaki içeriklerin de birçok kez yardımının dokunduğu bir durum bu. Örneğin bahsi geçen ürünler üzerine incelemeler veya editöryal geri bildirimler gibi ilave şeylerin de ayrıca yardımı dokunabilir ki bunları her zaman snippet içerisine çekebilir ve eğer gösterebileceğimiz özgün bir snippet’imiz varsa o zaman ikisini de gösterebiliriz.

CYRUS SHEPARD: Pekala, John, ufaktan son dakikalara giriyoruz. İki daha sorum olacak. Diyelim ki hala partideyiz. Tom Hanks orada dikiliyor ve sen de ona tavsiyelerde bulunuyorsun. O da sana diyor ki “John, sitemde Google AnalytiCyrus Shepard var ve oldukça önemli görünüyor. Görünen o ki hemen çıkma oranım oldukça düşük, sitemde gezinme süresi de oldukça düşük. Bunları nasıl arttırabilirim çünkü bunlar oldukça önemli görünüyor?”.

JOHN MUELLER: Sanırım yapılacak ilk şey, ah, bu tarz sorular bazen forumlarda gördüğümüz sorulardan ve cevaba başlarken, madem bunu sordun, haydi cevaplayayım tarzında başlamak benim için her zaman cezbedici olmuştur fakat burada sitede gezinme süresi veya hemen çıkma oranından ziyade asıl sorulması gereken soru, yani sitemizi nasıl geliştireceğimiz veya satışlarımızı nasıl arttıracağımız sorulmuyor. Yani işin aslı, böyle bir durumda durup bir düşünür ve web sitenizle ne başarmayı hedeflediğinizi sorardım çünkü muhtemelen insanların sayfanıza öylesine bakmasını değil, bir şeyler satın almasını, dönüşüm (conversion) gerçekleştirmelerini yani belirli bir şeyler yapmasını istediğinizdendir. Böylece bunu asıl amacınız olarak alarak, insanları hangi ufak adımların bu şekilde yönlendireceğini bulmak istiyorsunuzdur. Sonrasındaysa fikrinizi değiştirip, bunların bu doğrultudaki mikro dönüşümler ve tek tek sayabileceğiniz ufak adımlar olduğunu ve sitenizi ziyaret edenlerin sitenizde yeterince kalıp kalmadığını, sayfanın sonuna kadar, ne bileyim, üye ol veya kaydol tarzı ya da ne bileyim, neyi başarmak istiyorsanız onun için bir buton bulmaya inip inmediklerini veya siteyi erkenden terk edip etmediklerini anlayabileceğinizi düşünmeye başlayabilirsiniz. Buna dayanarak, sitenizi daha teşvik edici olması yönünde veya insanların asıl amaca ulaşmalarını daha da kolaylaştırmak için neler yapabileceğinizi düşünebilirsiniz, harekete geçmeleri için bir çağrı mı, ya da neye odaklanmak istiyorsanız onu. Yani, olay sadece bu analitik ölçütlere körü körüne odaklanmak ve ne bileyim, o ölçütleri yükseltmek için insanların 10 saniye boyunca izlemek zorunda oldukları animasyonları eklemek değil, çünkü bu insanların dönüşümü nasıl gerçekleştireceğini etkilemeyecek.

CYRUS SHEPARD: Pekala, son sorum. Bu daha çok, çoktan seçmeli bir soru. Seçebilirsin. Sorunu seç lütfen. Birçok soru alıyorsun. Peki, hangi soruların işletme sahipleri ve SEO uzmanları tarafından yeterince sorulmadığını düşünüyorsun, ya da buna alternatif olarak, gördüğün kadarıyla site sahiplerinin kullanıcıları için daha iyi yapabileceği ancak yapmadığı şey ne?

JOHN MUELLER: Hangi soruyu insanların daha sık soracağına bakarsak, bunu söylemesi çok zor çünkü insanlar çok fazla farklı soru ile geliyor. Bu benim mesai saatlerindeki Hangout oturumlarımla başladığım bir şeydi. Düşündüm ki, bunu sadece bir yıl daha yapayım, sonrasında sorular biter gider çünkü sorulabilecek bütün soruları cevaplamış oluruz, ama ne sürprizdir ki insanlar hala sürekli yeni sorularla geliyor ki bence bu muhteşem bir şey. Yani, sorular sormak bence doğru adım. İnsanların daha çok yapmasını istediğim şeyi düşünürsek, kullanıcılara yönelik çalışmalarının gidişatı ve doğrudan insanlarla çalışıp, kendi web siteleriyle uğraşırken onları dikkatlice izlemeleri olur. Yani demem o ki bu, SEO, kullanılabilirlik ve pazarlama çerçevesinde birçok unsurun bulunduğu bir durum. Tüm bunlar, sitenizle uğraşan birilerini görürseniz, çok daha kolay bir şekilde yerine oturuyor. Bu kendi tarafımızda da nadiren yaptığımız bir şey çünkü cidden çok vakit alıyor fakat her zaman gerçekten iyi bakış açılarını ortaya çıkarıyor. Ayrıca zaten zihninizde bildiğiniz fakat doğrudan yürütmediğiniz fikirleri de ortaya çıkarıyor. Bence bu her zaman oldukça faydalı bir şey çünkü sonrasında başka kişiler gelecek ve zaten aklınızdaki şeyi söyleyecek ve bir bakmışsınız ki ekibinizdeki öteki kişiler, sizin oturup “bence şöyle yapmalıyız, benim fikrim böyle..” gibi şeylerinizi dinlemektense o kişileri dinlemeye ve onları biraz daha fazla dikkate almaya başlayacaktır. Bu yüzden, bunun gerçekten faydalı olduğunu düşünüyorum.

CYRUS SHEPARD:  Pekala, şimdi gidip Tom Hanks’e telefonunu çıkarmasını, telefonundan web sitesine girmesini ve partideki insanlara sitesini kullandırıp neler öğrenebileceğimize bakacağımızı söyledin.

JOHN MUELLER: Evet, aynen öyle.

CYRUS SHEPARD: O süslü kullanıcı testlerine ihtiyacın yok yani, sadece telefonunu verdin onlara.

JOHN MUELLER: Evet, kesinlikle. Bence en önemli kısmı bu kişilerin tamamen tarafsız ve web sitenizle doğrudan alakası olamayan kişiler olması. Yani gidip de pazarlama ekibinize, sitemizden bir şey satın almayı deneyebilir misiniz derseniz verecekleri cevap tabii ki “Evet, tabii ki. Sorun değil. Ben bu web sitesini çok seviyorum” olur.

CYRUS SHEPARD: Pekala, John. Bu gerçekten muhteşem bir otuz dakika oldu, bugünkü ateş başı sohbetimizde bizimle birlikte olduğun için gerçekten minnet duyuyoruz ve yaptığın her şey için teşekkürler dostum. Çok makbule geçti.

JOHN MUELLER: Teşekkür ederim Cyrus, gerçekten muhteşemdi.

CYRUS SHEPARD: Pekala, sonra görüşürüz. Hepiniz hoşça kalın.

JOHN MUELLER: Hoşça kalın.

Kaynak: https://moz.com/webinars/website-ranking-tips-fireside-chat

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Required fields are marked *
Bu HTML etiketlerini ve niteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>